4 Kasım 2020 Çarşamba

İnsan Her Koşulda

Öncelikle bu kitabı hediye eden arkadaşım Süeday'a teşekkür ediyorum. İnsanın özünü bilmesi için de öncelikle insanı anlamak gerekiyor. İnsanı anlamayı dert edinen kişiler “İnsan Her Koşulda” kitabını mutlaka okumalı. İnsan Her Koşulda kitabı çok samimi, sade ve ilham verici bir dille yazılmıştır.Kitapta yer alan şu satırları okurken, çocukluk dönemin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha öğrendim .‘’İnsanın sağlıklı ve iyi olmasında, tatmin edici bir hayat yaşamasında çocukluk yılları ve çocuğun ilişkileri çok önemli…’’ 
Yazar eğitim, öğrenme, ahlak, düşünme becerileri, korku, gelişim, büyüme ve çocuk olmak üzerine farklı bakış açısını sunarken, bilimsel araştırmalar, edebiyat ve sinemadan örnekler veriyor. Yazarın kitapta yer verdiği filmler öylesine dikkatimi çekti ki not edip izlemeyi düşünüyorum. Ve özellikle eğitim sistemine dair görüşlerine katılıyorum. Eğitimle ilgili bazı alıntılar:


Mevcut eğitim sisteminin amacı ise insanın bilgisini, bilgiyi kullanmasını ve düşünme biçimini kontrol etmek böylece aynı şeyleri doğru kabul eden benzer şekilde davranan bireyler ve bu bireylerden oluşan homojen bir toplum yaratmaktır.

Eğitim denince aklımıza hâlâ tek gelen çocuklarımızın gireceği belli başlı birkaç sınav ,bizi mutlu eden hep o birkaç belli başarı ,birkaç okul...

Sistem bizim için belirlenmiş bir yaşam şablonu anlatır hepimiz belli okulları bitirip meslek edinmeye , o meslekle para kazanıp belirli bir hayat standart tutturmaya çalışırız. Sistem bize iyi yaşamamız için gerekli olmayan bir takım ihtiyaçlar yaratıp ,bunları elde etmek için daha fazla çalışmamıza ve bunları yetmediği yerde borçlanmamıza yol açar. (Syf 153-154 )


 Yazarın kitabının sonunda Sezai Karakoç’un Ağustos Böceği Bir Meşaledir şiirine ver vermesi çok dikkat çekiciydi. İNSANI anlamak isteyen, kısaca İNSANA ulaşmak isteyen herkesin eseri incelemesini öneririm. İyi okumalar.


Dava

Dava Romanı Tahlili

Kitap günümüzü anlatıyor sebepsiz yere suçlanan insanlaraı ve sistemi. Anlaşılması ve anlatılması zor bir eser olduğunu düşünüyorum. Anlatım tarzı biraz yorucu. Ortada suçlu bir kişi var ama neden suçlandığı belli değil ve davasının sonuçlanması için verdiği mücadele anlatılıyor ama aynı zamanda da bireyin içinde yaşadığı o psikolojik buhranı gözler önüne seriyor. Dikkatimi çeken kısım ise hiçbir şeyin tam olarak belli olmaması.
                  Özet 

Josef  K  bir bankada çalışan üst düzey yönetici bir adamdır.bir sabah uyandığında etrafında bekçi koruma tarz adamlar vardır. kendisine dava açıldığını söylerler.Bu dava   bizim günümüzdeki davalar gibi değildir. ortada suç yoktur kimse bir şey bilmiyordur. ve bilen kişilere ulaşılamıyor.  anlatılmaktadır. K.’nın mahkeme kalemlerine, tanıdık avukatlara yaptığı bitmek tükenmek bilmeyen, sonuçsuz ziyaretler takip eder. Çeşitli tavsiyelerde bulunan ya da onu bu esrarengiz yargılamadan kurtarabilirmiş gibi görünen Yargıçlar, mahkemeler, mübaşirler, avukatlar, ressamlar, papazlar  insanların oluşturduğu karanlık bir girdabın tam ortasında kalan K., gitgide üzerine çöken müphem bir hukuk sisteminin altında ezilir  Josef K  yolsuzluğun rüşvetin hat safhaya ulaştığı bir sistemde kendi distopyasının oluşturur ve sistemde Kendini bulmaya çalışan bir karakterdir, sistemi çözmeye çalışır daha doğrusu yenemez.mahkemeye getirilir ve neyle suçlandı belli değildir mahkeme salonunda kimin ne yaptığı belli değildir ülkede hukuk yoktur adalet yoktur. Davasının savunacak avukat yoktur.yargı yıllarca sürmesine rağmen kimse Berat edemez En etkileyici kısım şüphesiz ki, Titorelli ile Bay K.'nın diyaloğudur. Titorelli, Bay K.'ya davası için üç seçenek sunar: Gerçek beraat, görünüşte beraat ve devamlı erteleme.Bu kısımda, Titorelli "sanat ve sanatçı" yı temsil ediyor. Mahkemede resmi bir konumu olmamasına rağmen sanatçının mahkeme üzerinde söz hakkı olması, sanatın ve sanatçının öneminden bahsediyor. Bay K.'nın katedralde hapishane papazı ile konuştuğu sahne kitapta dikkatimi çeken  kısımlarından birisidir. Ve sonuç olarak  Joseph K bütün hayatını olmayan bir dava uğruna tüketti,
suçsuz bir insan idam edilir ve sebebi açıklanmaz. 

Bazı alıntılar : 

Bir sürü boş şey arasında adalet kaybolup gidiyor! Ortada hiçbir şey yokken, mahkeme bir suç yaratıyor.

En önemsiz konulardaki en küçük belirsizlik bile daima kaygı yaratır .

Tek suçum insan olmak."


Burası çok iğrenç bir yer! 'dedi." Bazı şeyleri düzeltebileceğinize inanıyor musunuz?

İnsan bu dünyada otuz yıl yaşamışsa eğer ve benim gibi hep yalnız başına savaşmak zorunda kalmışsa, o zaman beklenmeyen olaylara karşı bağışıklık kazanıyor ve bunlar yüzünden çok sarsılmıyor..

Gerçi çok şaşırdım ama insan otuz yaşındaysa ve benim gibi hayatla tek başına mücadele ettiyse, beklenmedik olaylar karşısında sağlam durabiliyor ve pek etkilenmiyor.

Adaletin hareket etmemesi gerekiyor, aksi halde terazi sallanır ve doğru ölçemez.

BEYAZ BİR GÜL ( GENİŞLETİLMİŞ HALİ )

                                                                        BEYAZ BİR GÜL  İhsan son zamanlarda kendini toplumdan soyutlayarak m...