31 Ekim 2020 Cumartesi

Hayatın Anlamı

Hayatın anlamı deyince aklıma birçok şey geliyor: sevgi,umut ,aşk ,cesaret ,nefret ,kin
öfke ... Çünkü hayatı tek bir şey üzerinden anlamlandırmak  mantıksızdır. Biri olmadan  diğerleri olmaz hepsi birbiriyle ilintilidir. Yinede hayatı tek bir kelime ile açıkla dense  
Hayat = Sevgi 
 Bazen arkadaşlarım çok polyanacı olduğumu düşünüyorlar.
Sevgi ,iyilik dünyayı değiştirir mi diyorlar .
Bende evet sevgi dünyayı değiştirir diyorum.Nasıl mı ?
Sevgi olduğu zaman saygı , hoşgörü , umut
fedakarlık ...gibi birçok şey beraberinde gelir.Ve İnsana sevmek yakışıyor. İnsan, sevince ve sevilince insandır. Sevgi insanlar arasında görünmez
 bir bağ kurar .Gönülden gönüle bir köprü olur. Sevmek ruhun gıdasıdır. 

Herşeyin temeli sevmek ve bu çağda en gerekli olan şey olduğunu düşünüyorum.
Sevmek dediysem  kastettiğim şey günümüzdeki sevmek değil . Günümüzde zaten herkes sevgi kelebeği.Herkes birbirini seviyor ama kimse mutlu değil. Gerçek sevgi bu değil. Birbirini gerçekten seven iki insan birbirine zarar verebilir mi , onu aldatır mı, onu kandırır mı , bu ağlatır mı, hayalleriyle oynar yada onu incitir mi , ona zarar verir, onu öldürür mü ?
Sevgi konusunda çok eksik olduğumuzu düşünüyorum. Birini sevmek öyle kolay değil ve sevdigimizi gösteremediği kız bir gerçek. Ailemiz bizi en son ne zaman sevdiğini söyledi ya da en son annemize ne zaman sarıldık .Belki bizi büyüklerin yanında ayıp diye yeterince sevmediler . Sonra sevilmediğimizi sandık . Gittik  sevgiyi yanlıs yerlerde aradık . Yanlış kişilerde ,yanlış arkaşlarda.
Sevgi olmadan her şey eksik kalır, yarım kalır . Mesleğini sevmeyen biri o işte başarılı olamaz. Birbirini yeterince sevmeyen iki insan mutlu olamaz .En önemlisi kendini sevmeyen kişi bir başkasını sevemez. Dinimiz bile sevgi dini değil mi? Temelinde sevgi var. Sevgi olsa insanlar birbirlerine zulmetmez. Sevmek kolay değil demiştim.
Evet hiçte kolay değil. Neden mi? 
Sevdiğin zaman saygı duyarsın , hoşgörülü olursun , sabredersin. Mevlana'yı Mevlana yapan Yunus Emre'yi Yunus Emre yapan şey sevgiydi. Bütün insanlara sevgiyle bakıyorlar ve sevgiyle sesleniyorlardı. Sevgi şifadır. Sevgi güçtür. Sevgi; değişimin mührüdür. (Hz. Mevlâna) değil miyidi? Sevgi” kelimesi, Yunus Emre'de belki de en anlamlı şekilde kullanılmıştır. Bu güzel kelime onda, bilinen ve anlaşılan sınırlarının ötesinde yeni zenginlikler kazanmıştır. Yunus Emre, İşte onun "Sevgi”yi dile getiren ölümsüz mısraları...

Gelün tanşuk idelüm

İşi kolay tutalım

Sevelüm sevilelüm

Dünya kimseye kalmaz. 
İşte böyle 
Mevlana ve Yunus Emre  sevgiyle bütün insanlara sevgiyle seslendiler. Aradan yüzyıllar geçse bile hala insanlar dünyanın en uzak yerlerinden gelip onları ziyaret etmekte.Bize onlar gibi en içten duygularımızla sevelim ,saygı duyalım bütün insanlara .

Sevelim , sevilelim sevgimizi paylaşalım büyütelim.

10 Ekim 2020 Cumartesi

Duygudaşlık



Aynı duyguyu paylaşan kederli ruhlar birbirleriyle karşılaştıklarında huzur bulurlar.  (Halil Cibran ) Ne güzel bir söz… Hayatımızda birçok kişiye yer açarız ama kalbimizi ise gerçek anlamda sadece aynı duyguları paylaşabildiklerimize aynı duyguları yaşayan insanlara açabiliriz. 
Birbirinin hallerinden anlayan, birbirine saygıyla yaklaşan, birbirini dinleyebilen, birbirinin düşüncelerine saygı gösteren  iyi niyetli, birbirinin sıkıntısına üzülen, sevincine sevinen, mutluluğundan mutlu olan insanlar rahatlıkla anlaşabilir ve uyum içinde yaşayabilir.

İnsan hayatta kеndinе en çok bеnzеyеn kişiуi dost olarak seçer. Çünkü bilir ki en iyi anlaşacağı kişi aynı duyguyu pаylаştığı kişidir. İnsanların аnlаşаbilmesi için dış görünüş değil, iç dünya  önemlіdir. Duygudaşlık  önemlidir.Ruh ikizliği önemlidir. İllaki anlaşabilmek için aynı duyguyu paylaşmak mı gerekir? Aynı duyguyu paylaşmayan insanlar  anlaşamaz mı? Tabii ki anlaşır ama onun yaşadığı o acıları , o sıkıntıyı bilmediği için onun dertlerine derman olamaz. Halinden anlayamaz.
Onun hissettiklerini bilemez.
İnsan, diğer insanları anladığı, onların duygularını paylaştığı, empati kurabildiği müddetçe insandır.Bazen kalabalıklar içerisinde kendimizi o kadar yalnız hissederiz ki ve anlaşılmadığımızı düşünürüz . Çevremizi birçok kişi vardır ama biz onların yanında kendimizi gerçekten yalnız hissediyoruzdur.Bir gün  karşımıza birisi çıkar  yarım saatlik bir sohbetle sanki beraber yaşadığımız dostluğun sıcaklığını samimiyetini yakalarız.Ve onun  yanında kendimizi mutlu hissederiz çünkü; onun  yanında olduğumuz gibi davranırız, yargılanmaktan ,eleştirilmekten korkmayız, kendimizi   daha güvende hissederiz, duygularımıza tercüman olan insanlar bizi hep mutlu eder . Bizi anlayan dinleyen kendimizi yalnız hissetmediğimiz kendimizi rahatça ifade edebildiğimiz insanlar bizim için değerlidir. Kendimizi onların yanında mutlu ve huzurlu hissettiğimiz insanları ve aynı duyguları paylaşacağımız insanları hayatımıza çekmek dileğiyle .😉

🌺🌺🌺Fatma Nur Gençoğlu 🌺🌺🌺

6 Ekim 2020 Salı

Zenginlik Fayda Etmez

Mis gibi tertemiz havas olan İnsan o tertemiz havayı içine çekince rahatlata  Mis kokulu papatyalarla ağaçların konuştuğu yer olan sessiz sakin insanı rahatlatan bir dağ köyünde yaşayan Ferhat  çobanlık yaparak  gecimini sağlıyordu. Bir gün keçilerini otlatmak üzere  yola koyuldu. Köyünden epey uzaklarda yemyesil otlakların bulunduğu  güzel bir yaylaya geldi. Burada hayvanlarını otlatmak için konaklamaya karar verdi. Bir söğüt ağacının gölgesinde dinlenmek istedi. Tam bu sırada sürünün en güzel en tatlı ,bembeyaz yaramaz mı yaramaz   olan keçisi Pamuk'un   kaybolduğu fark etti. Fark eder etmez aramaya koyuldu. Bir saat aradı taradı yok en sonunda yorgun düştü.Tam pes etmişti ki o sırada   Pamuk ve  dünyalar güzeli bir kız onun yanına geldiVe kız bir anda ortadan kayboldu. Ferhat üzgün Ferhat mahsun Belki de bu kızı bir daha hiç görmeyecekti bu durumdan çok etkikenmisti bir teşekkür dahi edememişti.Aniden ne olmuştu.Bir anlam veremedi heralde rüya gördüm dedi kendini kandırmaya çalıştı. Hayvanlarını toplayıp köyüne döndü.Gece gözüne bir gram uyku girmedi hep o periyi düşündü. Böylece geceler  gündüzleri kovaladı .Haftalar geçti aklı hala o kızındaydı.Ferhat yine bir gün kecileri otlatmak için köy köy gezerken o kızı görür ve evine kadar gizlice takip eder.Ve akşamın olmasını bekler ve karanlık çöktüğü zaman çalar kapısını sevdiceğinin. Kız ne söyleyeceğini bilemez çok şaşkındır.Ve Ferhatı buyur eder içeriye.Ferhat durumu anlattır  kızın ailesine fakat cevap olumsuzdur. Neymiste Çoban bir adama  verecek kızları yokmuş . Zavallı Ferhat boynu bükük bir şekilde sevdiğine kavuşmadan  çekip gider sevdiği kız bile yüzüne bakmamıstır. Kalbi ve gururu o kadar kırılmıştır ki  artık onsuz olamam der  ve ölmek ister.Alıp başını gider kalbinde bu sevdayla. Aradan zaman geçer. Ferhat kasabaya gitmistir. Kasabada  birde ne görsün çok güzel bir düğün ve düğünde de sevdiği  kız . Ferhatın narin kalbi bu acıya dayanamaz ve durur ebedi. sonsuzluğa karışır. Peki kızımıza  ne oldu dersiniz  Zavallı kız huyu beş para etmez bir adamla evlenmiştir. Her gün  şiddete ugrar ve bir gün  bu zulme işkenceye dayanamaz ve intihar eder.  Kızın babası pismandır. Keşke kızımı o zengin adama verecegime onu gerçekten seven eli yüzü düzgün Ferhat'a verseydim 
 der.

2 Ekim 2020 Cuma

Yalanla Kendini Kandırmaktansa Gerçekle Yüzleş

Yalanla kendini kandırmaktansa gerçekle yüzleşmek iyidir. ( Uçurtma Avcısı Khaled Hossen)

Hayatımızın yalan üzerine kurulu olduğu bu çağda Doğru dürüst insan bulmak artık çok zor. Yalanlara kılıflar bulsak renkten renge boyasak pembe , kırmızı ...Yalan yalandır. Uydurmadır. Kısa sürede olsa bizi mutlu eder o anki durumu kurtarır. Gerçeğin üstünü örtmüş gibi yapar..Peki
 İnsanlar neden yalan söyler bildikleri halde hak ve hakikati gizler. Kendinin bile kanmadığı inanmadığı şeyleri gerçekmiş gibi kabul eder. Olmadık hayallerin pesinden gider. Gerçeği bir türlü kabullenmez ya da kabul etmek istemez.Aslında
Yalan söylemek işimize gelir. Yalan sayesinde istediklerimizi çok kolay ve hızlı bir şekilde elde edebilir her kapıyı kolay bir şekilde açabiliriz.Ve bu yüzden hep 
kaçarız gerçeklerden biliriz onun yanlış olduğunu ama yinede inanmak isteriz. Canımızın yanmasından korkarız. Ve yalana sığınır gerçekleri örtpas ederiz. Aslında hiçte huzurlu değilizdir. Gerçeklerin ortaya çıkma ihtimali içten içe bizi kemirip yok etmektedir.Kalbimizi sıkar ve ruhumuzu daraltır. İnsan herkesi kandırabilir ama kendini kandıramaz. Ve gün gelir arkasına sığındığımız o yalanlar kocaman bir dağ olur işin içinden çıkılmaz hale gelir. Ve masal biter. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.Belki de yatsıya bile kalmaz. Gerçeklerle yüzleşiriz o zaman da keşkeleri sıralamaya başlarız.Gerçekler ortaya çıkınca omuzumuzdaki sorumluluk daha da artar. Ve Gerçekler acıtır , kabullenmek zordur. Belkide bizi en çok korkutan budur. Biz ne kadar kaçmaya çalışırsak çalışalım karışılasacagımız mutlak sondur. Hak ve hakikat elbet bir gün suyun üstüne çıkar.
 
 

BEYAZ BİR GÜL ( GENİŞLETİLMİŞ HALİ )

                                                                        BEYAZ BİR GÜL  İhsan son zamanlarda kendini toplumdan soyutlayarak m...