28 Temmuz 2020 Salı
Düşündüm de en güzel sevgi karşılık beklemeden sevmektir. Can yaksada sadece tek taraf sever .En saf ,en temiz ,en masum haliyle sever. Sevdiği onda kalır kimse bilmez.Hayallerinde hep o vardır. Sevilende seven için hep var olandır. Onun hayallerini süsleyendir. Ve sanırım aşkı aşk yapan şey kavuşamamaktır.
Ölüm
Mevlana ölüm gününü 'Hakk'a vuslat' yani 'Yaradana Kavuşma' (Düğün Günü veya Gecesi) saymıştır. 'Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan' der.Ölmek vuslat yani.Yaradana kavuşmak . Asılında ölüm bu hayatta doğmak kadar basit bir şey .Ne kadar ölen varsa bir o kadar doğan var. Bu böyle devam eden bir sistem . Her şey kader dahilinde ilerlemekte. Hayat doğumla ölüm arasındaki ince bir çizgiden ibaret. Ondan geldik yine dönüş ona istemesekte kaçış yok.Her gün aslında yeni güne uyanarak ölüme daha çok yaklasmaktayız.Düşünsene bir sabah sela okunmuş ölmüşsün .Ne kadar korku verici.
İnsan neden ölmekten korkar ki. Asılında insanı korkutan şey ölüm değil yaptıkları ya da yapmadıklarıdır. Unutulmak yok olmaktır. Düşünsenize sizden bir daha dünyaya gelmeyecek. Bazen aklıma ölüm gelse. hayatın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu düşünüyorum.Boş ve anlamsız.Yaptığın her şey ama her şey bu dünyada kalacak. Her şeyin sahibi gibi davranıyoruz. Ama hiçbir şeyin sahibi değiliz. Baksanıza kendimize bile sahip değiliz...Ölüp gittiginde sevdiklerin arkadan üç gün ağlar sonra unutulursun.Aslında unutulmazsın sadece onlar dünya telaşına kapılmaktadır. Derler ki ölüp gitti bu dünya telaşından kurtuldu. Bazen ölsemde kurtulsam dersin. Gerçekten ölüm bir kurtuluş mu?Yoksa yeniden bir doğuş mu? Dünyada yaşamanın kolay olmadığı gibi ölmekte kolay olmasa gerek. Öldüğünde her şey bitiyor mu ? Yoksa bu yeni bir başlangıç mı ? O büyük hesaba ,yaptıklarınla ya da yapmadıklarınla yüzleşmeye ,kendinle başbaşa kalmaya hazır mısın?
27 Temmuz 2020 Pazartesi
Azmin Zaferi
Üniversite sınavına ilk girdiği sene sınavda paniklediği için hiçbir şey yapamamıştı.Sınav sırasında ağlamıştı. Elleri titriyordu,kalem bile tutamıyordu. O yıl tercih yapmamıştı. İkinci yıl tekrar denemek istedi.O yıl hayatının en korkunç yılıydı. Kendine o yılı hüzün yılı ilan etmişti. Başına gelmeyen kalmamıştı.En son demişti ki bir insanın başına bu kadar kötü şey nasıl gelebilir . Ölecem heralde.Sınav günü gelip çattı. Şansınada sınav yeri hep çok uzak yerler çıkardı.Sınava sadece bir dakika yüzünden geç kalmıştı. Bütün kapılar yüzüne kapanmıştı. Kocaman okulu göremediler .Halbuki hep okulun civarında dolaşıp ,önünden geçmişlerdi kaç kere. Bir şey nasip olmayınca olmuyordu. İşte bazen istemek ve çalışmak yeterli olmuyordu.Bu Yetmezmiş gibi yanlış anlaşılma yüzünden ailesiyle karakolluk olmuşlardı. Herkes sınavda o karakoldaydı. Hava çok soğuktu.Kar yağıyordu. O kadar üşümüş ve o kadar ağlamıştı ki o günden sonra zatürre olmuştu. Bir ay evde dinlendi. Bir hafta sonra üstüne çay dökülmüş ve bacağı yanmıştı.Bunlar neden benim başıma geliyor ki . Neden ?
Bütün emekleri boşa gitmişti.En yakın arkadaşı kazanmıştı. O kadar çok üzülmüstü.Çünkü iki yıldır beraber çalışmışlardı.Birbirlerine gidip geliyorlardı. Aynı puanı alıyorlardı. Aslında arkadaşının adına çok sevmiş ama kendisi kazanamadığı için bir o kadarda üzülmüstü.Oysaki ne kadar çok çalışmıştı iki yıldır sürekli calısmıstı , üniversiteye gitmeyi çok istiyordu. İlköğretimden beri tek hayali iyi bir Türkçe Öğretmeni olmaktı. Çünkü; Türkçe öğretmenini çok seviyordu o yıllarda onun gibi olmak istiyordu. Ama engelleri bir türlü aşamıyor , çalışmasına rağmen ne kadar zorlarsa zorlasın olmuyordu, olmuyordu .Herkes vazgeç demişti.Galiba herkes haklıydı olmuyordu işte .Vazgeçmişti artık okumak istemiyordu. Ama annesi onu cesaretlendirdi ve şöyle demişti.
_Kızım sen vazgeçemezsin sende öyle bir azim var ki dağı taşı delecek güçte. Sonradan çok pişman olursun .Tekrar denemelisin.
Aradan üç biraz zaman geçti sınava son üç ay kalmıştı. Tekrar denese , ne kaybederdi ki.Galiba annesi haklıydı. Çok azimli biriydi. En fazla yine olmazdı. Ama en azından içinde kalmazdı. Tekarar çalışıp dolu dolu bir üç ay geçirdi. Zafere çiçekli yollardan gidilmezdi. Zaten onun yolları hep dikenliydi.Tek hayali iyi bir öğretmen olmaktı. Kendisinin öğretmeni olamayan bir başkasının öğretmeni olamazdı. Sınav günü gelip çattı. Ve sınava girdi. Sonuçlar açıklandı. Evet , kazanmıştı sonunda istediği bölümü.Uzun bir mücadele sonucunda hayallerine kavuşmuştu. Bu süreçte öğrendiği tek şey insan bir şeyi gönülden ,yürekten isterse yapabilir. Sabırla,duayla hayallerinden vazgeçmeyerek.
Aşkın Önündeki Engel
Her şey tatlı bir merhaba ile başlamıştı. -Merhaba sizi tanıyor muyum.
-Merhaba tanımıyorum . Güzel bir söz vardı onun altına yorum yazmışsınız o yüzden istek attım rahatsızlık verdiysem kusuruma bakmayın iyi günler.
-Ne sözü ki acaba?
-Affedince yorulur insan, yalnız kaldığında bir de ama insanı en çok yoran şey hayal kurmaktır, olmayacağını bildiği halde..." Cengiz Aytmatov bu söz
-Hatırlamıyorum .
Sohbet muhabbet bu şekilde ilerlemişti. Biraz zaman geçmişti.Telefon numaralarını vermişlerdi birbirlerine.
İlk gün sabaha kadar konusmuşlardı.
Birbirlerine aşk şarkıları göndermişlerdi.
Uzakta olmalarına rağmen aynı duyguyu hissediyor aynı şeklide kalpleri çok hızlı atıyordu.Böyle bir şey olabilir miydi?
-Çok sıcak kanlısın içimi ısıtanım.Güneşten daha sıcaksın. Çok mutlu ediyorsun beni iyi ki seni tanıdım. Umudum inancım her şeyim .Gönlümün gururusun. Yanında olsam kokunu duysam keşke.
Birinin gönlünün gururu olmak . Bu ne kadar güzel bir şeydi .Birini mutlu etmek. Halbuki bunlar için hiç bir şey yapmamıştı. Bunlar için bir şey yapması gerekiyordu. Bir karşılığı olmalıydı. Şuana kadar hep insanlara bir şey yapmış o yüzden insanlar hep onu sevmişti. Karşılıksız sevgiye inanmıyordu. Birinin kokusunu duyabilmek mi? Sahi koku duyulan bir şey miydi?
Aradan uzunca bir zaman geçti. Gerçekten ikiside çok mutluydular .Aralarında hiçbir şey yoktu. Ta ki o güne kadar.
-Ben ayrılmak istiyorum.
-Neden ki?
-Korkuyorum.
-Korkmak mı neden benden mi Niye ? Saçmalık.
-Korkuyorum ama senden değil .Kaybetmekten, başına bir şey gelmesinden ,aldatılmaktan ,terk edilmekten kendimden ,sevmekten ,sevilmekten,
Gelecekten ,mutlu olamaktan... kısacası her şeyden.
_Ama bu kadar saçma bir sebeple insan sevdiğinden ayrılır mı hiç? Korkularının üstüne git yen .Kesin bir şey yaptım o yüzden asıl sebep bu değil yalan söylüyorsun.
_Hayır hiçbir sorun yok her şey çok yolunda gidiyor .
Çok mutluyum. Hatta hiç bu kadar mutlu olmadım.Sen çok iyi birisin .Hiçbir hatan yok .Sorun bu hata yapmamış olman. Bu dünya çok kötü bir yer ve sen çok iyisin Kaygılı ve takıntılı biriyle nasıl yaşanır ki .
-Eeee sorun ne o zaman gerçekten iyi misin ? seni anlamıyorum.Ne diyorsun.
_Ben sanki bir şey anlıyorum. Kendimi anlamıyorum daha .Ben çok kaygılı biriyim ne olacağı bile belli değil. Uzaktasın...Başına bir şey gelecek diye endişeleniyorum. Seni seviyorum.Ama korkuyorum. Ne seninle mutlu olabiliyorum .Ne de sensiz. Durum bu.
-Durum bu yani. Her şey bu kadar basit yani peki
-Peki
-Bu korkulara sebep ben oldum .Özür dilerim.
Senin hayatına girdim . Her şeyi mahvettim. Gerçekten. Biliyorum sen kaygılı birisin. Korkularını yen hayatına odaklan.Haklısın beni benden daha çok düşünüyorsun.Uzakta olmam seni endişelendiriyor.
-Sanırım sevmek bana göre değil. Önce bu kaygı ve korkuları mı yenmem gerekiyor.Elveda güzel insan bunları sana yaşattığım için kusura bakma bu dünyada kavuşmadık artık öbür dünyada kavuşmak dileğiyle.
Elveda
26 Temmuz 2020 Pazar
Zaman
Mevlana Hazretleri ne kadar doğru değil mi? Zaman ne kadar hızlı ve acımasız .Kendisine bu hayatta hiçbir şey olmayan, durmadan yoluna devam eden ,bizden bir şeyler çalarak ilerleyen, hayatımızı ,aşkımızı, sevdiklerimizi ve sonunda bizi alıp götüren bir kavram. Başımıza ne gelirse gelsin acı ,nefret ,ayrılık ölüm ;Sevinç, mutluluk ...Sen bunlarla uğraşırken zamana hiçbir şey olmuyor. Bütün bunlar yaşanmamış gibi güneş yeniden doğuyor. Çiçekler açıyor ,kuşlar ötüyor. Sen bittim, yoruldum, tükendim ,dünyanın sonu derken zaman seni alıp o sona doğru götürüyor .Sen ayağa kalkmadığı sürece yerini dolduran şeyler mutlaka oluyor . Zaman boşluk kabul etmiyor .Bu koca zaman içinde yok olup giden tek şey sensin. Şöyle bir geçmişe dönüp baktığımda geçmez dediğin ne varsa geçip gitmiş . Bitmez dediğim ne varsa bitmiş. Olmaz dediğim ne varsa olmuş ama benim haberim olmamış. Her şeyin gerçekten zamanı var buna inanıyorum. Olmadı acele etme zamanı var. Sıra sana da gelir zamanı var. Doğru zaman diye bir şey var .O yüzden akışa bırakmak en iyisi . Zaten biz istemesek de zaman bizi alıp götürüyor.
3 Temmuz 2020 Cuma
21. YÜZYILDA ÇOCUK OLMAK VE ÇOCUKLARIN SORUNLARI
Hepimiz bir zamanlar çocuktuk.
Günahsız ve mutluyduk.
Akşama kadar sokakta oynuyorduk , akşamın olduğunu bilmezdik. Ta ki annemiz çağırana kadar. O zamanlar sokaklar temiz ve güvenilirdi.
Çocuk ve Ergen Sorunları | Elit Psikoloji | Uzm. Kln. Psk. Güzide ...Kimse bize dokunmuyordu .
Kimse bize tecavüz etmiyordu.
Kendi kendimize gülüp eğleniyorduk.
Her şeyden habersiz kendi dünyamız vardı.
Çocukça , saf ve kirlenmemiş bir dünya.
Peki şimdi ne değişti? 21. Yüzyılda ne oldu da bu hale geldik. Bu masumluğu biz bozduk. Şu an çocukluğunu yaşamayan birçok kişi var maalesef. Özellikle büyük şehirlerde aileler çocuklarını sokağa çıkarmaya korkuyor. Parklarda rahatça oynayamıyorlar, sokağa çıkamıyorlar. Çünkü; başlarına bir şey gelebilir . Kaçırabilir, şiddete uğrayabilir, tecavüze uğrayabilir... Haberlerde bazen öyle şeyler görüyorum ve etkileniyorum ki . Küçük yaşta çocuğa tecavüz etmek ne kadar acımasızca bir davranış . Bu onun bütün hayatı boyunca aklından çıkaramayacağı bir şey. Artık insanlar çocuklarını okula göndermeye korkuyor . Acaba okuldaki öğretmeni bir şey yapar mı ?
Diye endişeleniyor.
Mutluyduk dünyamızda ta ki büyüyene kadar.
Anladık ki hayal ettiğimiz bir dünya yok .
Her şey o kadar çok acımasızca ki …
Keşke büyümeseydik diyor insan .
Ama büyüyoruz işte bir şekilde.
Büyüdük ve bir anne adayı olarak bu çağa çocuk dünyaya getirmek ne kadar mantıklı diye düşünüyoruz ister istemez.
Bir şekilde duruyoruz ayakta
Bir şekilde mutlu olmayı biliyoruz.
Kendimize ve çocuklarımıza sahip çıkmak için.
Tek sorun kaçırabilmek , şiddete uğramak, tecavüze uğramak değil maalesef.
21. Yüzyılın en önemli sorunu teknolojinin esiri olan çocuklarımız da var . Çocukların eline telefon tablet verilip susturulmaya çalışılıyor . Bütün gün evde telefon oynamaktan başka bir şey yapmıyorlar. Oynan o oyunlar çocukların bilinç altına kim bilir neler yerleştiriyor. Televizyonda izlenen o çizgi filmler bile o kadar masum değil artık. İçerik olarak dikkatinizi çekti mi bilmem ama daha çok günümüzdeki çizgi filmler savaş içerikli ya da cinsellik içeriyor.
Ve artık ; Çocuk kitapları da artık masumluğunu bozmuş durumda . Çocuklara her kitap okutulmuyor ne yazık ki. Bu konuda iyi bir araştırma yapmak gerekiyor.
Bazen de çocukların çocukluklarını yaşamasına izin verilmiyor. Onları okula hapsediyoruz. Sınav ve gelecek kaygısı yüzünden onları daha çocuk yaşta hayattan bıktırıyoruz. Ellerine test kitabı veriyoruz. Daha 10 yaşındaki çocuk kurslardan ödevlerden başını kaldıramıyor .
Çocuk yaşta evlendirilen çocuklardan bahsetmek istemiyorum bile…
Gelecek neslimizin sağlıklı olabilmesi , sağlam bir psikolojiye sahip olması bizlerin elinde. İyi yetişen nesil iyi bir gelecek demektir. Gelecek nesillere sahip çıkmak dileğiyle.
YAZANLAR:
ŞİİR: CANAN KAYGI
YAZILAR : FATMA NUR GENÇOĞLU
MODERNLEŞME YOLUNDA ÖNEMLİ HİZMETLERİ OLAN BEŞİR FUAD VE POZİTİVİST ANLAYIŞ
ÖZET
Beşir Fuad (1857-1887) Modernleşme yolunda önemli hizmetleri olmuş ve ne yazık ki , yolun yarısında kendini söndürmüş aydınlardan biridir. Fizik ve kimya ilimlerindeki mekanizmanın aynısının hayat ilminde de mevcut olduğunu savunur. Batıdaki pozitif düşünce kazanımlarının Ülke gündemine akmasını sağlayan Beşir Fuat'ın yaşadığı iç çatışmalar nedeniyle intihar etmesi , modernleşme çabaları için büyük bir kayıp olmuştur. İntiharı , bu intiharın sebep olduğu tartışmalar ve bu konu üzerinde zamanında konunan yayın yasağı da Beşir Fuat'ın uzun süre unutulmasına sebep olmuştur. Edebi türlerde eser vermemesine rağmen tenkit alanında dile getirdiği görüşler açısından son derece önemli biridir Ayrıca Beşir Fuat Türk edebiyatında ilk denemeci , ilk Türk materyalist , ilk biyografici , ilk eleştirmen gibi sıfatlarla anılır. . Mehmet Kaplana Göre : Beşir Fuat ,bir devri kapatarak yeni bir devir açmıştır.
GİRİŞ:
Türk toplumunda değişme süreci 19 .yüzyılda zihniyet değişimi ile başlamıştır.
Bu değişim, siyasi ve askeri alanda yapılan yeniliklere paralel olarak sosyal ve kültürel hayata yansır. Tanzimat devrinin yeni kurumlarında yetişen gençler , Batı medeniyetinin içinde yer almak ve modernleşmek isterler. Türk modernleşmesi diyeceğimiz olgu 19. Yüzyılda aydınların önderliğinde başlatılan bir projedir.
Modernleşme kavramı: Dünyevileşmek, akıl , hukuk eleştiri, demokrasi, eşitlik devrim… gibi kavramlarla kendini ifade etmeye çalışır. Bu kavram 19.yüzyılda Osmanlı toplumu için pek de geçerli bir kavram sayılmazdı . Ama bu kavram aydınların beklentileriyle örtüşmektedir. Lale Devrinden beri devam eden yenileşme hareketlerinin özü ve amacı; yüzünü dünyaya dönen ,akılcı, iradeli bireyler yetiştirmek; bilimsel ve teknolojik anlamda daha akılcı olma yolunda ilerlemekti. Bu durum uzun yıllar aldı .Bizdeki modernleşme kavramı Batı'daki serüveniyle çoğu kez uyuşmamaktadır. Batı’da bu süreç Pozitif bilimlerde sürekli , kararlı ilerlemelerin sonucu olarak gelişen doğal bir süreçtir. Oysa Türk modernleşme süreci başlangıçta ‘’Değişen ve gelişen dünyayı yakalama’’ gibi pratik bir süreç olmuştur. Bu yüzden batılılaşma hareketi amaçlananın tam aksi sonuçlar vermiştir. Batılılaşma hareketi Osmanlı Devletinde zorlukların ittiği ve zaman zamanda iç isyanlarla kesintiye uğradığı bir süreçtir. Batılaşma hareketinin Osmanlı Devletinde sağlıklı bir dönüşüm evresi geçirdiği söylenemez. Edebi ve düşünsel alanda ilk temsilcisi ‘’Şinasi ‘’ olmuştur. Şinasi’den sonra bu yolu Akif Paşa, Sadullah Paşa , Namık Kemal … gibi yazarlar ve şairler devam ettirmiştir. Bunlardan birisi de Beşir Fuattır.
TÜRK EDEBİYATINDA POZİTİVİZM
Pozitivizm: Pozitivizm ya da olguculuk, insan için olumlu, yapıcı olanın yalnızca olguları gözlemleyerek betimlemek olduğunu ileri süren öğretidir. Doğa bilimlerini bilginin tek gerçek kaynağı olarak gören, felsefi düşüncenin kıymetini reddeden bir burjuva felsefe akımıdır. Pozitivizm temelinde tecrübe bulunur. Bu nedenle bütün olaylar deney ve gözlemle incelenir. Pozitivistlere göre güvenilir ve sağlam bilgiye ulaşmanın yolu deney ve gözleme dayanır. Pozitivistler dini ve metafizik bilgileri deneysel bilgiye dayanmadığı için değerli görmezler. (Akgün 2005:167)
Pozitivist anlayış, bizde Tanzimat devrinde felsefe ile kendini göstermeye başlar. Ve pozitivizm , bilimi tek geçerli bilgi olarak görmüş ve olguları bilinebilen , üzerinde inceleme yapılabilecek tek obje olarak kabul etmiştir. Pozitivist felsefe edebiyatta natüralist akımla kendini gösterir .Tanzimat’la birlikte Türk aydını Batı’ya açılır. Açılımın amacı Batı Kültürünü tanımak, yaymak ve kültürü benimseyen yeni bir nesil yetiştirmektir. Batı düşüncesi , siyasi, sosyal bilimlerle başlar Edebiyat bu dönemde yeniliğin öncüsü olur. Pek çok yeni düşünce ve anlayış edebi eserlerle anlatılır. Edebi eserler vasıtasıyla aydınlarda yen bir zihniyet değişimi görülür. Bu değişim pozitivizmle başlamıştır. Pozitivizm ülkemize edebi akımlar Avrupa’ya gönderilen öğrenciler, eğitim kurumlarımıza gelen yabancı uzmanlar , Batı’dan yapılan tercümeler sayesinde edebiyatımıza girmiştir. Ülkemizde pozitif düşüncenin gelişiminde , kendileri pozitivizme karşı olmalarına rağmen yaptıkları tercümelerle Namık Kemal ve Ziya Paşa aza da olsa bir katıda bulunurlar. Pozitivist düşüncenin en önemli temsilcilerinden biride Beşir Fuattır.
POZİTİVİZM VE BEŞİR FUAD: (Fikir Adamı ve Tenkitçi)
Beşir Fuat : Edebiyatımızda ilk büyük pozitivist yazar olarak bilinir. Olaylara sadece bilimsel gerçeklikle bakar. Onun için bilim sadece teknik ilerleme değil aynı zamanda bir medeniyet görüşüdür. Ölümünün şiirini yazmak için , bileğini kesip , akan kan eşliğinde yazmaya koyulan ve Ölen Türk şairidir. Beşir Fuat'ın Batı dillerini iyi öğrenmesi ona pozitif bilimlerin kapısını açar.
Pozitivizme bağlı olan Beşir Fuat , Haki kuyun mesleğine ( realizm ya da realist şairler/yazarlar manasındaki Osmanlıca sözcük). mensuptur. Böylece o yalnız müşahede ve tecrübe edilen şeyin gerçek olduğunu kabul eden pozitivizme bağlanır. Beşir Fuat Edebiyat ’ın ancak , gerçeğe müspet ilimlere hizmet etmesi şartıyla makbul olduğu kanaatindedir. Ona göre estetik açıdan hiçbir değeri olmayan şiir eğer gerçeklere uygunsa en güzel şiirdir. Ayrıca Beşir Fuat'ın Victor Hugo hakkında yazılmış Türk edebiyatının ilk tenkitli monografik sayılabilecek küçük fakat önemli bir eseri vardır. Beşir Fuat'ın bazı yazılarında materyalizmi de benimsediğini belirtmesi sadece bütün felsefi sistemlere karşı oluşunun bir sonucudur Bunun Neticesi olaraktan edebiyatta , Claude Bernard’ın tecrübi usullerini esas alan bir natüralizmi benimsemiştir. Batı’nın önemli sanatçı ve düşünürlerini , ülkesinde bilinmeyen akımları tanıtmakta öncülük etmiş, ilk kapsamlı biyografileriyle öteden beri kısıtlı birtakım düşünceler çevresinde değerlendirmiş büyük yazarları nesnel bir bakışla görülmesini sağlamıştır. Çağdaş pozitif bilimlerdeki neden- sonuç ilişkisinin edebiyat üzerinde de bulunması isteyen yazar , bilimden kaynaklanan bir nesnelliğin her türlü ‘’hayalat’’ tan çok daha değerli olduğunu vurgular.
Türk edebiyatında hayal-hakikat tartışmalarını tetiklemiştir. Hakikatin romantik eserlerden çok realist eserlerde olduğunu düşünür. Tercihini realist akımdan yana kullanır. Beşir Fuad realizm ve natüralizm hakkında Osmanlı okuyucusunu bilgilendirmektedir.
Ara neslin önemli bir temsilcisidir. Edebiyatta ve şiirde hayalperestliğe karşı olumsuz bir tavır takınması , ve edebiyatta, realizm, natüralizmi; felsefede pozitivizm ve materyalizmi benimsemesi devrinde pek çok edebiyatçının kendisine düşmanlık göstermesine sebep oldu.
Beşir Fuad, Ahmed Mithat ve Muallim Naci ile edebî tartışmalar , Namık Kemal ve Menemenlizade Mehmet Tahir ile zaman zaman şiddetli tartışmalar yapmıştır. Osmanlı aydınları Zola, Flaubert, Tarde, Ribaut … gibi Batılı düşünür ve edipleri ilk defa Beşir Fuat’ın kitap ve yazılarıyla tanışmışlardır. Türk edebiyatına Zola gibi pek çok düşünür ve yazarı tanıtmıştır Victor Hugo üzerinde hazırladığı kitapta Osmanlı Edebiyat adamlarının romantizmini yıkmaya çalıştı. Voltaire kitabı ile de pozitif bilimlerin üstünlüğünü göstermeye çalışarak yaşadığı dönemin çok ilerisinde bir düşünür adamı kimliğini gösterdi. Beşir Fuat devrinde Türk yazı hayatına objektif , açık ve sade bir üslup şahsiyattan uzak bir münakaşa adabı getirmiştir. Din duygusundan yoksun yetişmesine rağmen Beşir Fuat, İslamiyet aleyhinde doğrudan doğruya bir söz sarf etmemiştir.
Sonuç
Tanzimat döneminin bilimsel ve pozitivist çizgideki tek önemli yazar olan Beşir Fuat aynı zamanda başarılı bir gazetecidir. Kendi döneminde çeşitli eleştirilere uğrayan yazar, sonraki dönemde yazarlar üzerinde büyük etkiler bırakmıştır. Yazdığı Victor Hugo monografisi varken Ve aynı zamanda edebiyatımızda hayal- hakikat tartışmalarını başlatmış ve aynı zamanda Tanzimat edebiyatı döneminde yaşamış olmasına rağmen ; baş kaldırıp ülkeye realizmi, natüralizmi tanıtmış olarak edebi yönüyle değil de yalnızca intihar yönüyle hatırlanıyor olması üzücü .
Bibliyografya
· Beşir Fuat ,Şiir ve Hakikat : Handan İnci
· M. Orhan Okay, Beşir Fuad : İlk Türk Pozitivisti ve Natüralisti .
Kaynakça:
· https://islamansiklopedisi.org.tr/besir-fuad
· https://dergipark.org.tr/tr/pub/cbayarsos/issue/30064/298139
·
· https://atif.sobiad.com/index.jsp?modul=makale-detay&Alan=sosyal&Id=AWWFoOueHDbCZb_mQrrE
· https://dergipark.org.tr/tr/pub/sutad/issue/32344/359658
· http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933877.pdf
ÖZET
Beşir Fuad (1857-1887) Modernleşme yolunda önemli hizmetleri olmuş ve ne yazık ki , yolun yarısında kendini söndürmüş aydınlardan biridir. Fizik ve kimya ilimlerindeki mekanizmanın aynısının hayat ilminde de mevcut olduğunu savunur. Batıdaki pozitif düşünce kazanımlarının Ülke gündemine akmasını sağlayan Beşir Fuat'ın yaşadığı iç çatışmalar nedeniyle intihar etmesi , modernleşme çabaları için büyük bir kayıp olmuştur. İntiharı , bu intiharın sebep olduğu tartışmalar ve bu konu üzerinde zamanında konunan yayın yasağı da Beşir Fuat'ın uzun süre unutulmasına sebep olmuştur. Edebi türlerde eser vermemesine rağmen tenkit alanında dile getirdiği görüşler açısından son derece önemli biridir Ayrıca Beşir Fuat Türk edebiyatında ilk denemeci , ilk Türk materyalist , ilk biyografici , ilk eleştirmen gibi sıfatlarla anılır. . Mehmet Kaplana Göre : Beşir Fuat ,bir devri kapatarak yeni bir devir açmıştır.
GİRİŞ:
Türk toplumunda değişme süreci 19 .yüzyılda zihniyet değişimi ile başlamıştır.
Bu değişim, siyasi ve askeri alanda yapılan yeniliklere paralel olarak sosyal ve kültürel hayata yansır. Tanzimat devrinin yeni kurumlarında yetişen gençler , Batı medeniyetinin içinde yer almak ve modernleşmek isterler. Türk modernleşmesi diyeceğimiz olgu 19. Yüzyılda aydınların önderliğinde başlatılan bir projedir.
Modernleşme kavramı: Dünyevileşmek, akıl , hukuk eleştiri, demokrasi, eşitlik devrim… gibi kavramlarla kendini ifade etmeye çalışır. Bu kavram 19.yüzyılda Osmanlı toplumu için pek de geçerli bir kavram sayılmazdı . Ama bu kavram aydınların beklentileriyle örtüşmektedir. Lale Devrinden beri devam eden yenileşme hareketlerinin özü ve amacı; yüzünü dünyaya dönen ,akılcı, iradeli bireyler yetiştirmek; bilimsel ve teknolojik anlamda daha akılcı olma yolunda ilerlemekti. Bu durum uzun yıllar aldı .Bizdeki modernleşme kavramı Batı'daki serüveniyle çoğu kez uyuşmamaktadır. Batı’da bu süreç Pozitif bilimlerde sürekli , kararlı ilerlemelerin sonucu olarak gelişen doğal bir süreçtir. Oysa Türk modernleşme süreci başlangıçta ‘’Değişen ve gelişen dünyayı yakalama’’ gibi pratik bir süreç olmuştur. Bu yüzden batılılaşma hareketi amaçlananın tam aksi sonuçlar vermiştir. Batılılaşma hareketi Osmanlı Devletinde zorlukların ittiği ve zaman zamanda iç isyanlarla kesintiye uğradığı bir süreçtir. Batılaşma hareketinin Osmanlı Devletinde sağlıklı bir dönüşüm evresi geçirdiği söylenemez. Edebi ve düşünsel alanda ilk temsilcisi ‘’Şinasi ‘’ olmuştur. Şinasi’den sonra bu yolu Akif Paşa, Sadullah Paşa , Namık Kemal … gibi yazarlar ve şairler devam ettirmiştir. Bunlardan birisi de Beşir Fuattır.
TÜRK EDEBİYATINDA POZİTİVİZM
Pozitivizm: Pozitivizm ya da olguculuk, insan için olumlu, yapıcı olanın yalnızca olguları gözlemleyerek betimlemek olduğunu ileri süren öğretidir. Doğa bilimlerini bilginin tek gerçek kaynağı olarak gören, felsefi düşüncenin kıymetini reddeden bir burjuva felsefe akımıdır. Pozitivizm temelinde tecrübe bulunur. Bu nedenle bütün olaylar deney ve gözlemle incelenir. Pozitivistlere göre güvenilir ve sağlam bilgiye ulaşmanın yolu deney ve gözleme dayanır. Pozitivistler dini ve metafizik bilgileri deneysel bilgiye dayanmadığı için değerli görmezler. (Akgün 2005:167)
Pozitivist anlayış, bizde Tanzimat devrinde felsefe ile kendini göstermeye başlar. Ve pozitivizm , bilimi tek geçerli bilgi olarak görmüş ve olguları bilinebilen , üzerinde inceleme yapılabilecek tek obje olarak kabul etmiştir. Pozitivist felsefe edebiyatta natüralist akımla kendini gösterir .Tanzimat’la birlikte Türk aydını Batı’ya açılır. Açılımın amacı Batı Kültürünü tanımak, yaymak ve kültürü benimseyen yeni bir nesil yetiştirmektir. Batı düşüncesi , siyasi, sosyal bilimlerle başlar Edebiyat bu dönemde yeniliğin öncüsü olur. Pek çok yeni düşünce ve anlayış edebi eserlerle anlatılır. Edebi eserler vasıtasıyla aydınlarda yen bir zihniyet değişimi görülür. Bu değişim pozitivizmle başlamıştır. Pozitivizm ülkemize edebi akımlar Avrupa’ya gönderilen öğrenciler, eğitim kurumlarımıza gelen yabancı uzmanlar , Batı’dan yapılan tercümeler sayesinde edebiyatımıza girmiştir. Ülkemizde pozitif düşüncenin gelişiminde , kendileri pozitivizme karşı olmalarına rağmen yaptıkları tercümelerle Namık Kemal ve Ziya Paşa aza da olsa bir katıda bulunurlar. Pozitivist düşüncenin en önemli temsilcilerinden biride Beşir Fuattır.
POZİTİVİZM VE BEŞİR FUAD: (Fikir Adamı ve Tenkitçi)
Beşir Fuat : Edebiyatımızda ilk büyük pozitivist yazar olarak bilinir. Olaylara sadece bilimsel gerçeklikle bakar. Onun için bilim sadece teknik ilerleme değil aynı zamanda bir medeniyet görüşüdür. Ölümünün şiirini yazmak için , bileğini kesip , akan kan eşliğinde yazmaya koyulan ve Ölen Türk şairidir. Beşir Fuat'ın Batı dillerini iyi öğrenmesi ona pozitif bilimlerin kapısını açar.
Pozitivizme bağlı olan Beşir Fuat , Haki kuyun mesleğine ( realizm ya da realist şairler/yazarlar manasındaki Osmanlıca sözcük). mensuptur. Böylece o yalnız müşahede ve tecrübe edilen şeyin gerçek olduğunu kabul eden pozitivizme bağlanır. Beşir Fuat Edebiyat ’ın ancak , gerçeğe müspet ilimlere hizmet etmesi şartıyla makbul olduğu kanaatindedir. Ona göre estetik açıdan hiçbir değeri olmayan şiir eğer gerçeklere uygunsa en güzel şiirdir. Ayrıca Beşir Fuat'ın Victor Hugo hakkında yazılmış Türk edebiyatının ilk tenkitli monografik sayılabilecek küçük fakat önemli bir eseri vardır. Beşir Fuat'ın bazı yazılarında materyalizmi de benimsediğini belirtmesi sadece bütün felsefi sistemlere karşı oluşunun bir sonucudur Bunun Neticesi olaraktan edebiyatta , Claude Bernard’ın tecrübi usullerini esas alan bir natüralizmi benimsemiştir. Batı’nın önemli sanatçı ve düşünürlerini , ülkesinde bilinmeyen akımları tanıtmakta öncülük etmiş, ilk kapsamlı biyografileriyle öteden beri kısıtlı birtakım düşünceler çevresinde değerlendirmiş büyük yazarları nesnel bir bakışla görülmesini sağlamıştır. Çağdaş pozitif bilimlerdeki neden- sonuç ilişkisinin edebiyat üzerinde de bulunması isteyen yazar , bilimden kaynaklanan bir nesnelliğin her türlü ‘’hayalat’’ tan çok daha değerli olduğunu vurgular.
Türk edebiyatında hayal-hakikat tartışmalarını tetiklemiştir. Hakikatin romantik eserlerden çok realist eserlerde olduğunu düşünür. Tercihini realist akımdan yana kullanır. Beşir Fuad realizm ve natüralizm hakkında Osmanlı okuyucusunu bilgilendirmektedir.
Ara neslin önemli bir temsilcisidir. Edebiyatta ve şiirde hayalperestliğe karşı olumsuz bir tavır takınması , ve edebiyatta, realizm, natüralizmi; felsefede pozitivizm ve materyalizmi benimsemesi devrinde pek çok edebiyatçının kendisine düşmanlık göstermesine sebep oldu.
Beşir Fuad, Ahmed Mithat ve Muallim Naci ile edebî tartışmalar , Namık Kemal ve Menemenlizade Mehmet Tahir ile zaman zaman şiddetli tartışmalar yapmıştır. Osmanlı aydınları Zola, Flaubert, Tarde, Ribaut … gibi Batılı düşünür ve edipleri ilk defa Beşir Fuat’ın kitap ve yazılarıyla tanışmışlardır. Türk edebiyatına Zola gibi pek çok düşünür ve yazarı tanıtmıştır Victor Hugo üzerinde hazırladığı kitapta Osmanlı Edebiyat adamlarının romantizmini yıkmaya çalıştı. Voltaire kitabı ile de pozitif bilimlerin üstünlüğünü göstermeye çalışarak yaşadığı dönemin çok ilerisinde bir düşünür adamı kimliğini gösterdi. Beşir Fuat devrinde Türk yazı hayatına objektif , açık ve sade bir üslup şahsiyattan uzak bir münakaşa adabı getirmiştir. Din duygusundan yoksun yetişmesine rağmen Beşir Fuat, İslamiyet aleyhinde doğrudan doğruya bir söz sarf etmemiştir.
Sonuç
Tanzimat döneminin bilimsel ve pozitivist çizgideki tek önemli yazar olan Beşir Fuat aynı zamanda başarılı bir gazetecidir. Kendi döneminde çeşitli eleştirilere uğrayan yazar, sonraki dönemde yazarlar üzerinde büyük etkiler bırakmıştır. Yazdığı Victor Hugo monografisi varken Ve aynı zamanda edebiyatımızda hayal- hakikat tartışmalarını başlatmış ve aynı zamanda Tanzimat edebiyatı döneminde yaşamış olmasına rağmen ; baş kaldırıp ülkeye realizmi, natüralizmi tanıtmış olarak edebi yönüyle değil de yalnızca intihar yönüyle hatırlanıyor olması üzücü .
Bibliyografya
· Beşir Fuat ,Şiir ve Hakikat : Handan İnci
· M. Orhan Okay, Beşir Fuad : İlk Türk Pozitivisti ve Natüralisti .
Kaynakça:
· https://islamansiklopedisi.org.tr/besir-fuad
· https://dergipark.org.tr/tr/pub/cbayarsos/issue/30064/298139
·
· https://atif.sobiad.com/index.jsp?modul=makale-detay&Alan=sosyal&Id=AWWFoOueHDbCZb_mQrrE
· https://dergipark.org.tr/tr/pub/sutad/issue/32344/359658
· http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933877.pdf
ÖZET
Beşir Fuad (1857-1887) Modernleşme yolunda önemli hizmetleri olmuş ve ne yazık ki , yolun yarısında kendini söndürmüş aydınlardan biridir. Fizik ve kimya ilimlerindeki mekanizmanın aynısının hayat ilminde de mevcut olduğunu savunur. Batıdaki pozitif düşünce kazanımlarının Ülke gündemine akmasını sağlayan Beşir Fuat'ın yaşadığı iç çatışmalar nedeniyle intihar etmesi , modernleşme çabaları için büyük bir kayıp olmuştur. İntiharı , bu intiharın sebep olduğu tartışmalar ve bu konu üzerinde zamanında konunan yayın yasağı da Beşir Fuat'ın uzun süre unutulmasına sebep olmuştur. Edebi türlerde eser vermemesine rağmen tenkit alanında dile getirdiği görüşler açısından son derece önemli biridir Ayrıca Beşir Fuat Türk edebiyatında ilk denemeci , ilk Türk materyalist , ilk biyografici , ilk eleştirmen gibi sıfatlarla anılır. . Mehmet Kaplana Göre : Beşir Fuat ,bir devri kapatarak yeni bir devir açmıştır.
GİRİŞ:
Türk toplumunda değişme süreci 19 .yüzyılda zihniyet değişimi ile başlamıştır.
Bu değişim, siyasi ve askeri alanda yapılan yeniliklere paralel olarak sosyal ve kültürel hayata yansır. Tanzimat devrinin yeni kurumlarında yetişen gençler , Batı medeniyetinin içinde yer almak ve modernleşmek isterler. Türk modernleşmesi diyeceğimiz olgu 19. Yüzyılda aydınların önderliğinde başlatılan bir projedir.
Modernleşme kavramı: Dünyevileşmek, akıl , hukuk eleştiri, demokrasi, eşitlik devrim… gibi kavramlarla kendini ifade etmeye çalışır. Bu kavram 19.yüzyılda Osmanlı toplumu için pek de geçerli bir kavram sayılmazdı . Ama bu kavram aydınların beklentileriyle örtüşmektedir. Lale Devrinden beri devam eden yenileşme hareketlerinin özü ve amacı; yüzünü dünyaya dönen ,akılcı, iradeli bireyler yetiştirmek; bilimsel ve teknolojik anlamda daha akılcı olma yolunda ilerlemekti. Bu durum uzun yıllar aldı .Bizdeki modernleşme kavramı Batı'daki serüveniyle çoğu kez uyuşmamaktadır. Batı’da bu süreç Pozitif bilimlerde sürekli , kararlı ilerlemelerin sonucu olarak gelişen doğal bir süreçtir. Oysa Türk modernleşme süreci başlangıçta ‘’Değişen ve gelişen dünyayı yakalama’’ gibi pratik bir süreç olmuştur. Bu yüzden batılılaşma hareketi amaçlananın tam aksi sonuçlar vermiştir. Batılılaşma hareketi Osmanlı Devletinde zorlukların ittiği ve zaman zamanda iç isyanlarla kesintiye uğradığı bir süreçtir. Batılaşma hareketinin Osmanlı Devletinde sağlıklı bir dönüşüm evresi geçirdiği söylenemez. Edebi ve düşünsel alanda ilk temsilcisi ‘’Şinasi ‘’ olmuştur. Şinasi’den sonra bu yolu Akif Paşa, Sadullah Paşa , Namık Kemal … gibi yazarlar ve şairler devam ettirmiştir. Bunlardan birisi de Beşir Fuattır.
TÜRK EDEBİYATINDA POZİTİVİZM
Pozitivizm: Pozitivizm ya da olguculuk, insan için olumlu, yapıcı olanın yalnızca olguları gözlemleyerek betimlemek olduğunu ileri süren öğretidir. Doğa bilimlerini bilginin tek gerçek kaynağı olarak gören, felsefi düşüncenin kıymetini reddeden bir burjuva felsefe akımıdır. Pozitivizm temelinde tecrübe bulunur. Bu nedenle bütün olaylar deney ve gözlemle incelenir. Pozitivistlere göre güvenilir ve sağlam bilgiye ulaşmanın yolu deney ve gözleme dayanır. Pozitivistler dini ve metafizik bilgileri deneysel bilgiye dayanmadığı için değerli görmezler. (Akgün 2005:167)
Pozitivist anlayış, bizde Tanzimat devrinde felsefe ile kendini göstermeye başlar. Ve pozitivizm , bilimi tek geçerli bilgi olarak görmüş ve olguları bilinebilen , üzerinde inceleme yapılabilecek tek obje olarak kabul etmiştir. Pozitivist felsefe edebiyatta natüralist akımla kendini gösterir .Tanzimat’la birlikte Türk aydını Batı’ya açılır. Açılımın amacı Batı Kültürünü tanımak, yaymak ve kültürü benimseyen yeni bir nesil yetiştirmektir. Batı düşüncesi , siyasi, sosyal bilimlerle başlar Edebiyat bu dönemde yeniliğin öncüsü olur. Pek çok yeni düşünce ve anlayış edebi eserlerle anlatılır. Edebi eserler vasıtasıyla aydınlarda yen bir zihniyet değişimi görülür. Bu değişim pozitivizmle başlamıştır. Pozitivizm ülkemize edebi akımlar Avrupa’ya gönderilen öğrenciler, eğitim kurumlarımıza gelen yabancı uzmanlar , Batı’dan yapılan tercümeler sayesinde edebiyatımıza girmiştir. Ülkemizde pozitif düşüncenin gelişiminde , kendileri pozitivizme karşı olmalarına rağmen yaptıkları tercümelerle Namık Kemal ve Ziya Paşa aza da olsa bir katıda bulunurlar. Pozitivist düşüncenin en önemli temsilcilerinden biride Beşir Fuattır.
POZİTİVİZM VE BEŞİR FUAD: (Fikir Adamı ve Tenkitçi)
Beşir Fuat : Edebiyatımızda ilk büyük pozitivist yazar olarak bilinir. Olaylara sadece bilimsel gerçeklikle bakar. Onun için bilim sadece teknik ilerleme değil aynı zamanda bir medeniyet görüşüdür. Ölümünün şiirini yazmak için , bileğini kesip , akan kan eşliğinde yazmaya koyulan ve Ölen Türk şairidir. Beşir Fuat'ın Batı dillerini iyi öğrenmesi ona pozitif bilimlerin kapısını açar.
Pozitivizme bağlı olan Beşir Fuat , Haki kuyun mesleğine ( realizm ya da realist şairler/yazarlar manasındaki Osmanlıca sözcük). mensuptur. Böylece o yalnız müşahede ve tecrübe edilen şeyin gerçek olduğunu kabul eden pozitivizme bağlanır. Beşir Fuat Edebiyat ’ın ancak , gerçeğe müspet ilimlere hizmet etmesi şartıyla makbul olduğu kanaatindedir. Ona göre estetik açıdan hiçbir değeri olmayan şiir eğer gerçeklere uygunsa en güzel şiirdir. Ayrıca Beşir Fuat'ın Victor Hugo hakkında yazılmış Türk edebiyatının ilk tenkitli monografik sayılabilecek küçük fakat önemli bir eseri vardır. Beşir Fuat'ın bazı yazılarında materyalizmi de benimsediğini belirtmesi sadece bütün felsefi sistemlere karşı oluşunun bir sonucudur Bunun Neticesi olaraktan edebiyatta , Claude Bernard’ın tecrübi usullerini esas alan bir natüralizmi benimsemiştir. Batı’nın önemli sanatçı ve düşünürlerini , ülkesinde bilinmeyen akımları tanıtmakta öncülük etmiş, ilk kapsamlı biyografileriyle öteden beri kısıtlı birtakım düşünceler çevresinde değerlendirmiş büyük yazarları nesnel bir bakışla görülmesini sağlamıştır. Çağdaş pozitif bilimlerdeki neden- sonuç ilişkisinin edebiyat üzerinde de bulunması isteyen yazar , bilimden kaynaklanan bir nesnelliğin her türlü ‘’hayalat’’ tan çok daha değerli olduğunu vurgular.
Türk edebiyatında hayal-hakikat tartışmalarını tetiklemiştir. Hakikatin romantik eserlerden çok realist eserlerde olduğunu düşünür. Tercihini realist akımdan yana kullanır. Beşir Fuad realizm ve natüralizm hakkında Osmanlı okuyucusunu bilgilendirmektedir.
Ara neslin önemli bir temsilcisidir. Edebiyatta ve şiirde hayalperestliğe karşı olumsuz bir tavır takınması , ve edebiyatta, realizm, natüralizmi; felsefede pozitivizm ve materyalizmi benimsemesi devrinde pek çok edebiyatçının kendisine düşmanlık göstermesine sebep oldu.
Beşir Fuad, Ahmed Mithat ve Muallim Naci ile edebî tartışmalar , Namık Kemal ve Menemenlizade Mehmet Tahir ile zaman zaman şiddetli tartışmalar yapmıştır. Osmanlı aydınları Zola, Flaubert, Tarde, Ribaut … gibi Batılı düşünür ve edipleri ilk defa Beşir Fuat’ın kitap ve yazılarıyla tanışmışlardır. Türk edebiyatına Zola gibi pek çok düşünür ve yazarı tanıtmıştır Victor Hugo üzerinde hazırladığı kitapta Osmanlı Edebiyat adamlarının romantizmini yıkmaya çalıştı. Voltaire kitabı ile de pozitif bilimlerin üstünlüğünü göstermeye çalışarak yaşadığı dönemin çok ilerisinde bir düşünür adamı kimliğini gösterdi. Beşir Fuat devrinde Türk yazı hayatına objektif , açık ve sade bir üslup şahsiyattan uzak bir münakaşa adabı getirmiştir. Din duygusundan yoksun yetişmesine rağmen Beşir Fuat, İslamiyet aleyhinde doğrudan doğruya bir söz sarf etmemiştir.
Sonuç
Tanzimat döneminin bilimsel ve pozitivist çizgideki tek önemli yazar olan Beşir Fuat aynı zamanda başarılı bir gazetecidir. Kendi döneminde çeşitli eleştirilere uğrayan yazar, sonraki dönemde yazarlar üzerinde büyük etkiler bırakmıştır. Yazdığı Victor Hugo monografisi varken Ve aynı zamanda edebiyatımızda hayal- hakikat tartışmalarını başlatmış ve aynı zamanda Tanzimat edebiyatı döneminde yaşamış olmasına rağmen ; baş kaldırıp ülkeye realizmi, natüralizmi tanıtmış olarak edebi yönüyle değil de yalnızca intihar yönüyle hatırlanıyor olması üzücü .
Bibliyografya
· Beşir Fuat ,Şiir ve Hakikat : Handan İnci
· M. Orhan Okay, Beşir Fuad : İlk Türk Pozitivisti ve Natüralisti .
Kaynakça:
· https://islamansiklopedisi.org.tr/besir-fuad
· https://dergipark.org.tr/tr/pub/cbayarsos/issue/30064/298139
·
· https://atif.sobiad.com/index.jsp?modul=makale-detay&Alan=sosyal&Id=AWWFoOueHDbCZb_mQrrE
· https://dergipark.org.tr/tr/pub/sutad/issue/32344/359658
· http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933877.pdf
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
BEYAZ BİR GÜL ( GENİŞLETİLMİŞ HALİ )
BEYAZ BİR GÜL İhsan son zamanlarda kendini toplumdan soyutlayarak m...
-
Dava Romanı Tahlili Kitap günümüzü anlatıyor sebepsiz yere suçlanan insanlaraı ve sistemi. Anlaşılması ve anlatılması zor bir eser olduğunu ...
-
Öncelikle bu kitabı hediye eden arkadaşım Süeday'a teşekkür ediyorum. İnsanın özünü bilmesi için de öncelikle insanı anlamak gerekiyor....
-
Hayatın anlamı deyince aklıma birçok şey geliyor: sevgi,umut ,aşk ,cesaret ,nefret ,kin öfke ... Çünkü hayatı tek bir şey üzerinden anlamlan...