Mevlana ölüm gününü 'Hakk'a vuslat' yani 'Yaradana Kavuşma' (Düğün Günü veya Gecesi) saymıştır. 'Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan' der.Ölmek vuslat yani.Yaradana kavuşmak . Asılında ölüm bu hayatta doğmak kadar basit bir şey .Ne kadar ölen varsa bir o kadar doğan var. Bu böyle devam eden bir sistem . Her şey kader dahilinde ilerlemekte. Hayat doğumla ölüm arasındaki ince bir çizgiden ibaret. Ondan geldik yine dönüş ona istemesekte kaçış yok.Her gün aslında yeni güne uyanarak ölüme daha çok yaklasmaktayız.Düşünsene bir sabah sela okunmuş ölmüşsün .Ne kadar korku verici.
İnsan neden ölmekten korkar ki. Asılında insanı korkutan şey ölüm değil yaptıkları ya da yapmadıklarıdır. Unutulmak yok olmaktır. Düşünsenize sizden bir daha dünyaya gelmeyecek. Bazen aklıma ölüm gelse. hayatın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu düşünüyorum.Boş ve anlamsız.Yaptığın her şey ama her şey bu dünyada kalacak. Her şeyin sahibi gibi davranıyoruz. Ama hiçbir şeyin sahibi değiliz. Baksanıza kendimize bile sahip değiliz...Ölüp gittiginde sevdiklerin arkadan üç gün ağlar sonra unutulursun.Aslında unutulmazsın sadece onlar dünya telaşına kapılmaktadır. Derler ki ölüp gitti bu dünya telaşından kurtuldu. Bazen ölsemde kurtulsam dersin. Gerçekten ölüm bir kurtuluş mu?Yoksa yeniden bir doğuş mu? Dünyada yaşamanın kolay olmadığı gibi ölmekte kolay olmasa gerek. Öldüğünde her şey bitiyor mu ? Yoksa bu yeni bir başlangıç mı ? O büyük hesaba ,yaptıklarınla ya da yapmadıklarınla yüzleşmeye ,kendinle başbaşa kalmaya hazır mısın?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder